“`html
Yasa Tasarısında Büyük İhlal: LGBTİ+ Haklarına Yönelik Hukuki Saldırı ve İnsan Hakları Durumu
Türkiye’deki 11. Yargı Paketi, LGBTİ+ bireylerinin varlığını açıkça suç hale getirecek maddeler içermektedir. Zorla kısırlaştırma ve cinsiyet değişikliği süreçlerine ceza uygulamasını gündeme getiren bu yasa tasarısı, hem Anayasa’ya hem de Türkiye’nin kabul ettiği uluslararası insan hakları sözleşmelerine net bir şekilde aykırıdır.
22.10.2025
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin LGBTİ+’lara yönelik bu “savaş” hali, yeni bir olgu değil. Lambdaİstanbul’a açılan kapatma davası, dönemin Aile Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik bir hastalıktır” demesi ve 2015 yılında başlayan sistematik Onur Yürüyüşü yasakları, bu ilişkinin ilk örnekleri arasında yer almaktadır. Ancak son on yılda, AKP’nin LGBTİ+’lara karşı geliştirdiği söylemler ve uygulamalar, 2015 öncesine göre oldukça değişkenlik göstermektedir. Gökkuşağı bayrağı gibi sembollere karşı getirilen yasaklar ve onur yürüyüşlerine karşı polisin aşırı müdahaleleri, hükümetin Rusya’daki gibi de facto “propaganda” yasaklarının örneklerini teşkil etmektedir. LGBTİ+ hareketini bir güvenlik sorunu olarak kucaklayan bu söylemler, devlet politikaları ile toplumu bir araya getirmeyi amaçlayan “büyük aile mitingleri” düzenlemelerine yol açmaktadır.
Bilinmelidir ki, bu saldırı dalgası, dünyada yükselen anti-LGBTQ söylemlerden bağımsız değildir. Farklı coğrafyalarda LGBTİ+’lar, “geleneksel aile yapılarına” tehdit olarak algılanmakta ve marjinalleştirilmektedir. Birçok uluslararası platform, örneğin Değerler için Siyasi Ağ ve Aile Dostları Grubu, Birleşmiş Milletler çerçevesinde muhafazakâr bir agendayı desteklemek için faaliyet göstermektedirler. Örneğin, 2020 yılında ABD ve Uganda’nın sponsorluğunda 32 ülkenin imzaladığı Cenevre Mutabakat Bildirisi, “sağlıklı bir toplumun temeli olarak ailenin korunmasını savunmak” gibi amaçlar içermektedir. Bu bağlamda, aile kavramı, hem üreme politikaları hem de toplumsal cinsiyet alanında bir siyasi silah olarak kullanılmaktadır.
AKP’nin LGBTİ+’lara karşı uygulamaları, sadece yerel bir olgu değildir, aynı zamanda küresel ölçekte kadın ve LGBTİ+ haklarına karşı yükselen bir dalganın parçasıdır. Bu yeni dalganın, önceki dönemlerden farklı olarak daha uluslararası bir boyut kazandığını görmekteyiz. Cis-kadın ve cis-erkekten oluşan “geleneksel aile” kavramı, ulusal kimliğimizin temeli olarak sunulmakta ve bu normların oluşturulmasında hukuk önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Muhafazakâr gruplar, uluslararası hukuk mekanizmalarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme çabasında bulunurken, bizlerin koruma altındaki mevcut hukuk ve mekanizmalarımızı görmezden gelme lüksümüz bulunmamaktadır. İşte bu nedenle, bu yazıda 11. Yargı Paketi’ndeki LGBTİ+ varlığını kriminalize eden düzenlemeleri analiz ederek, uluslararası hukuk açısından değerlendirmeyi amaçlamaktayız. Makalenin ilk bölümünde, bu tasarıda yer alan trans bireylere yönelik düzenlemeler ele alınacaktır.
Hukuki Skandal: Torba Yasalar
Hukuki süreçlerin nasıl işlemesi gerektiğini belirten “usul esası belirler” ilkesi gereği, tasarının içeriği kadar usulünün de son derece problematik olduğuna dikkat çekmek gerekiyor. Kamuoyuna yansıyan yasa tasarısı, yasama sürecinde hukuki bir karmaşaya neden olmaktadır. Torba yasa olarak adlandırılan bu yaklaşım, birçok alanda değişiklik yapmayı öngören tasarıları birbirine dolayarak sunmaktadır. Bu durum, yasaların oluşturulmasında TBMM’nin iradesini kısmakta ve içtüzük ihlallerinin denetimini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu nedenle bu yöntemin, hem TBMM içtüzüğünü hem de Anayasa’yı ihlal ettiği birçok kez gündeme gelmiştir.
Tasarı, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu (TCK)’nda LGBTİ+ hakları bakımından geniş çaplı değişiklikler önermektedir. Bunlardan ilki, TMK’nın 40. maddesindeki cinsiyet değişimiyle ilgili düzenlemedir. Halen geçerli olan yasaya göre, cinsiyet değişikliği için yaş sınırı 18’dir. Bu durum, TMK’nın 11. maddesi uyarınca erginlik hakkıyla da örtüşmektedir.
Erginlik, kişinin yasal olarak çocuk sayılmaması anlamına gelir; bu, hem fiil hem de ceza ehliyeti açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Yasa bağlamında, 18 yaşını doldurmuş bir birey, her türlü hukuki işlemi gerçekleştirebilecek durumda olmalıdır. Ancak yasa tasarısı, cinsiyet değiştirme yaşını birden 25 olarak belirlemektedir. Eğer bu tasarı yasalaşırsa, 18 yaşını geçmiş bir kişi cumhurbaşkanını seçebilir ama kendi cinsiyetini belirleyemez. Bu durum, cinsiyet değişikliği hakkının, yasada belirlenen diğer düzenlemelerle çelişmesine yol açacaktır.
Zorla Kısırlaştırma ve Tıbbi Müdahaleler Üzerine Onam
Bu durumda, üreme yeteneğinden sürekli bir şekilde yoksun kalma şartı yeni düzenleme ile tekrar yasaya eklenmektedir. Fakat bu şart, 2017 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Yüksek Mahkeme, bu nitelikte bir uygulamanın, kişinin maddi ve manevi varlığı ile özel hayatı açısından makul bir denge sağlanmadığı gerekçesiyle anayasaya aykırı olduğunu açıklamıştır. Bu noktada, Anayasa’nın 13, 17 ve 20. maddeleri ile açık bir çelişki durumu söz konusudur.
40. maddede önerilen başka bir değişiklik ise interseks bireylerin bedenlerinin dokunulmazlığını ihlal etmektedir. Yeni yasa teklifinin yasalaşması durumunda, interseks özelliklere sahip bireyler, iradeleri dışında tıbbi müdahalelere maruz kalacaklardır. Tasarı, interseks bireylere bilgilendirilmiş onamları olmadan “zorunlu tıbbi müdahale” yapılmasına olanak tanımaktadır. Bu durum, interseks olarak doğan çocukların ve ailelerinin rızasını göz ardı eden cerrahi müdahaleleri gündeme getiriyor.
Uluslararası anlaşmalara göre, iç hukuktaki temel hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeler ile sözleşmeler arasında bir çelişki olduğunda, sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiği açıkça belirtilmektedir. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), cinsiyet kimliği değiştirme işlemleri için devletlerin pozitif bir yükümlülük altına girdiğini teyit etmektedir.
Ayrıca, izinsiz ve onamsız tıbbi müdahaleler, özel hayata saygı hakkı ve işkence yasağının ihlali anlamına gelir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin denetim organları, devletlerin çocukların sağlık haklarını cinsiyet kimliği veya cinsel yönelim temelinde ayrımcılığa uğratmamaları gerektiğini belirtmektedir. Bu düzenleme, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerle doğrudan çelişmekte ve ihlal teşkil etmektedir.
Yukarıda ifade edilenler doğrultusunda, cinsiyet değiştirme operasyonunun zorunlu kılınması ve interseks bireylerin onamsız tıbbi müdahalelere maruz bırakılması, zorla kısırlaştırma anlamına gelmektedir. Bu durum, yalnızca kişinin bedensel bütünlüğünü ihlal etmekle kalmayıp, aynı zamanda cinsel yönelim ve kimlik haklarına da saldırı niteliği taşımaktadır.
Transların Sağlık Haklarına Yeni Engel
Yasa teklifine ek olarak TCK’da da cinsiyet değişikliğiyle ilgili yeni bir düzenleme önerilmektedir. Bu tasarı, “kanuna aykırı cinsiyet değişikliği” başlığını taşımaktadır ve devlet izni olmaksızın cinsiyet uyumunu sağlamak için gerekli tıbbi işlemleri gerçekleştiren kişiler için cezai yaptırımlar öngörmektedir. Hem sağlık çalışanları hem de trans bireyler için öngörülen bu ceza uygulamaları, yalnızca transların sağlık hakkını tehdit etmekle kalmayacak, ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’ni de ihlal edecek.
Sonuç olarak, bireyin kişisel durumunu değiştirebilmesi için zorla kısırlaştırma şartının getirilmesi, hem ulusal hem de uluslararası düzlemde kabul edilemez bir ihlal olarak değerlendirilmektedir. Bu tür uygulamalar, kişi hakları konusunda işkence ve insan onuruna aykırı muamele olarak tanımlanmaktadır. Gündeme gelen yasa değişiklikleri, Türkiye’nin sözleşmelerden doğan yükümlülüklerine ve uluslararası insan hakları standartlarına açıkça karşıt durmaktadır.
Dipnotlar
[1] Birleşmiş Milletler Gündemine Sunulan Kadın Sağlığı ve Ailenin Güçlendirilmesi Üzerine Cenevre Mutabakatı.
[2] Torba Yasalar ve İçtüzük İhlalleri Üzerine Çalışmalar.
[3] Anayasa Mahkemesi Kararları ve Uygulamaları Üzerine Tartışmalar.
[4] AİHM Kararları ve LGBTİ+ Bireylerin Hakları Üzerine.
Etiketler: 11. Yargı Paketi, ayrımcılık, LGBTI+ hakları, Trans hakları
“`